Etiket arşivi: iş fikirleri 2012

Mini golf sahası işleterek para kazanın

mini golf sahasi isleterek para kazanin 240x250 Mini golf sahası işleterek para kazanın

Türkiye’de alternatif sporlara olan ilgi yeni iş modellerini de beraberinde getiriyor. Zira artık pek de ‘ata sporu’ olmayan spor dallarına karşı ilgi her geçen gün artıyor. Bu sporlardan biri de şüphesiz golf. Golf otellerinin sayısı her geçen gün artarken, bu otellere gitme imkanı olmayan ancak golf oynamak isteyenler için ‘mini golf sahaları‘nın kurulmaya başlandığını görüyoruz. Türkiye’de bu golf sahalarının üreticisi olan bir firma var. Bu golf sahaları aynı zamanda kazançlı bir iş fırsatını da vaat ediyor. Bunun yanı sıra mini futbol sahaları da son zamanların en gözde girişim alanlarından biri. AVM’lerin sayısının hızla artmasıyla bu alanda da yeni sahalar açılıyor.
10 günde 8 bin kişi golf oynadı
Mini Golf, 100-120 metrekare alana dokuz çukurlu bir mini golf sahası. Otellerde, okullarda, sosyal tesislerde, cafe veya restoranlarda, kreşlerde, AVM’lerde kurulabiliyor.
Sopaları, topları, bayrakları, skor kartları, sopa saklama dolabı dahil kurulumu 16 bin 500 TL. Az bir sermaye ile tesis sahibi olmak mümkün. Ancak bu iş modelinde işletmecilik becerisi büyük öneme sahip. Zira, kreş ve okulları dolaşarak sahaya davet etmek, okullar ya da kurumlar arası turnuvalar düzenlemek, kısaca bir farkındalık yaratmanın önemine dikkat çekiliyor.
Aylık getirisi ise 10 bin ile 20 bin TL arasında değişiyor. Oyun ücretleri ortalama 5 ile 10 TL arasında değişiyor. Örneğin, AVM’lerde günde 200 kişi oyunu rahatlıkla oynayabiliyor. Mini Golf Kurucusu Özkan Türkan, “İzmir’de ilk dört ayda 10 bin kişi mini golf oynadı. Bunun yanı sıra sadece İzmir Enternasyonel Fuarı’nda 10 gün içinde 8 bin kişi oyun oynadı” diyor.

 

Elmacık su giriş bedelsiz bayilik veriyor

elmacik su giris bedelsiz bayilik veriyor 240x225 Elmacık su giriş bedelsiz bayilik veriyor

Atatürk Orman Çiftliği Elmacık Su, bedelsiz bayilik veren marka, aylık 5 bin TL kazanç vaad ediyor. Polsan Şirketler Grubu iştiraklerinden Atasu, Atatürk Orman Çiftliği Elmacık Su markasıyla tek kalemde 32 milyon liralık yatırımla Türkiye’nin en büyük su yatırımını yaptı. Atasu Genel Müdürü Cevat Kabataş, Türkiye’de ilk defa suyu ozonlamadan (herhangi bir kimsayal işlemden geçirmeden) şişelediklerini, damacanalarda ise Bisfenol A (BPA) kimsayal maddesi kullanmadıklarını söyledi.
Damacana suda sektörde deneyimi olsun veya olmasın herkese bedelsiz olarak bayilik verdiklerini dile getiren Kabataş, “Kıyıda köşede 30 -40 bin TL’si olan için çok ideal bir iş. Yatırımcı bu rakamı dükkanın tutulması, aracını alması gibi işletme için gerekli olan demirbaşlara harcayacak. Günde 100 damacana satması halinde aylık 4 bin 500-5 bin TL kazanç sağlayabilir’’ dedi.

Fidanları koruyan Minisera geliştirildi

fidanlari koruyan minisera gelistirildi 240x250 Fidanları koruyan Minisera geliştirildi

Plastik sektöründe faaliyet gösteren Mustafa Doğan, tarımla uğraşanların en büyük problemlerinden dona karşı fidanı korumak için mini sera geliştirdi. Geliştirdiği ‘mini sera’ ile 35 gün önce ürün alıyor. Plastik sektöründe faaliyet gösteren Mustafa Doğan, tarımla uğraşanların en büyük problemlerinden dona karşı fidanı korumak için mini sera geliştirdi. Minisera markasıyla satışa sunulan yeni üründe, her bir bitki için farklı sera kullanıldığı için ürüne özel şartlar sağlanması kolaylaşıyor.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), geleneksel yöntemleri bırakıp yenilikleri yakından takip eden çiftçiler için verimi artıran ürünler imal ediyor. Plastik sektöründe faaliyet gösteren Mustafa Doğan, eksi on sekiz dereceye kadar bitkiyi dondan koruyabilen ‘Minisera’yı geliştirdi. Seraların ziraat mühendisleri tarafından da ilgiyle karşılandığını belirten Doğan, özellikle sezon dışı ürün yetiştirenler için kolaylık sağlayacağını ifade etti. Minisera, tohum toprağa atıldıktan sonra dayanıklı bir fidan olma sürecine kadar ürünü dış etkenlere karşı koruyarak hızlı gelişmesini sağlıyor. Her bir ürün için farklı sera kullanıldığından ürüne özel şartlar sağlanması kolaylaşıyor.
Doğan, aynı bölgede tarım yapan çiftçilerden mini serayı kullananların diğerlerine göre otuz beş gün önce ürün aldığını belirterek, “Bu sene ürünü kullanan arkadaşlardan çok iyi tepkiler aldım. Çalışmayı, ziraat mühendisleri ve Tarım Kredi Kooperatifleri de takdir etti. Düzce, Sakarya üniversitelerinden Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nden seracılık bölümü kürsü başkanları da gelip tebrik etti.” dedi. Ziraat fakültelerinin seracılıkla ilgili dersler için numune aldığı Miniseralar hem uygulama hem öğretme amaçlı kullanılacak.
Devaplastik’in sahibi Doğan, Minisera’yı yıllar önce icat ettiğini ama o dönemde çiftçinin alım gücü düşük olduğundan yenilikleri takip edemediğini dile getirdi. Doğan, “Artık alım gücü arttıkça Türkiye’de de çiftçi yenilikleri takip ediyor. Gittiğimiz fuarlarda halkın ilgisi de bunun en büyük göstergesi. Çiftçi artık daha uyanık, toprağı tanımaya çalışıyor.” dedi. Türkiye’de özellikle karasal iklime sahip bölgelerde çok ilgi gören Minisera, bitkiyi tohum olarak toprağa attıktan sonra büyüyene kadar dış etkenlerden koruyarak kesin sonuç alınmasını sağlıyor. Marka, bayilikler yoluyla ülke genelinde faaliyet göstermeyi planlıyor. Henüz ihracatı yapılmayan üründen numunelerini bazı ülkelere gönderdiklerini belirten Doğan, “Numunelerden olumlu sonuçlar alındı. Yakın zamanda Bulgaristan başta olmak üzere ihracatımızı başlatacağız.” şeklinde konuştu.
Minisera’nın diğer seralara göre daha ucuza mal olduğunu ifade eden Doğan, geliştirdiği yöntemin çiftçiye bütçesine göre sera yapabilme imkânı sağladığını söylüyor. Asıl mesleğinden dolayı plastik sanayiinde üretim yapan Doğan, seranın yapısıyla ilgili, “Güneşin olmadığı dönemlerde buluttan aldığı ışığı kendi içerisinde ısıya dönüştürüyor. Aldığı havanın şartlarına göre ısıyı buharlaştırıyor. Buharın bir kısmı su oluyor bir kısmı üst bacadan dışarı çıkıyor.” bilgisini verdi. Ürün bu özelliklerden dolayı çok kurak bölgelerde bile toprağın nemli kalmasını sağlıyor.
Tarım sektörünün sezon öncesinde pazara sunmak için İran’dan, Tunus’tan karpuz ve sebzeler aldığına dikkat çeken Doğan, “Eksi on sekiz derecede ürünü on beş gün koruyabildiği için sezon öncesi ürün almakta da kolaylık sağlıyor. Bütün bu özellikler sezon dışı ithalatımızı da azaltabilecek nitelikte.” diye konuştu. Seracılık yapanların en büyük sorunlarından birinin ısıtma maliyeti olduğunu dile getiren Doğan, şöyle konuştu: “Soğukta büyük seraları ısıtmak son derece zor. Kaplıca sularının etrafında seraları konumlandırıyorlar ama onlarda bile ısıtma sorunu yaşanıyor. Minisera’da böyle bir problem de yok.”

 

Kendi enerjini kendin üret kendin kazan

5 000 tl ile herkes kendi elektrigini uretebilecek 240x250 Kendi enerjini kendin üret kendin kazan

Güneşin ve rüzgarın bol olduğu bölgelerde önemli firmaların yatırım yaptığı güneş panelleri ile rüzgar türbinleri, artık ev ve iş yerlerinin enerji ihtiyacını karşılayabilecek düzeye geldi. Arzu edenler, küçük güneş panelleri ya da rüzgar türbinleri vasıtasıyla, yaşadıkları mekanların enerji ihtiyacını karşılayabiliyor. Çanakkale’de, alternatif enerji çözümleri üreten bir firmanın ortağı bilgisayar mühendisi Burçin Büyükçakıroğlu, yaptığı açıklamada, ”Günde yaklaşık 6 ile 10 kilovatsaatlik bir tüketimden bahsediyorsak, böyle bir hibrid sistemin kurulum maliyeti yaklaşık 15 ile 20 bin lira.
Bu, müşterinin kullanacağı cihazlara göre değişiklik gösterebilir. Ama örneğin bağ ya da çiftlik evlerinde aydınlatma, televizyon ve buzdolabı ihtiyaçları olabiliyor. Bu tip bir eve 5 ile 10 bin lira arasında sistem yeterli olabiliyor” diye konuştu.

 

Genç girişimciler yıllık 2.5 milyon dolar ciro yapmaya devam ediyor

genc girisimciler yillik 2 5 milyon dolar ciro yapiyor 240x250 Genç girişimciler yıllık 2.5 milyon dolar ciro yapmaya devam ediyor

Işık Üniversitesi’nden bu yıl mezun olan genç girişimciler Onur Kayapınar ve Alp Türeci cesaretleriyle yaşıtlarını kıskandırıyor. Onlara göre başarının sırrı doğru rüzgâra yelken açmak…
Son yıllarda sayıları hızla artan genç girişimciler milyon dolarlık cirolarla yurtdışında iş yapıyor. Henüz üniversite yıllarında geleceklerini garanti altına almak için çalışan gençler, arkadaşlarına da örnek de oluyor. Onur Kayapınar ve Alp Türeci… Üniversiteden çiçeği burnunda mezun olmuş bu iki girişimci de Işık Üniversitesi’nden bu yıl mezun olmuş. Kayapınar henüz 24 yaşında ancak şimdiden yıllık 2.5 milyon dolar ciroya ulaşan bir enerji şirketinin kurucusu olarak yurtdışına iş yapıyor. Elektronik Mühendisliği’nde mezun olan Alp Türeci ise bu yıl Işık Üniversitesi ile FMV Işık Okulları tarafından gerçekleştirilen, anaokulundan üniversiteye kadar eğitim zincirinin tüm halkalarını içeren “İnovasyon: Yaratıcılıktan Girişimciliğe” eğitim projesi kapsamında düzenlenen’Işıklı Fikirler, İnovasyon ve Girişimcilik Yarışması’nda Tatlı Rekabet adlı projesiyle üçüncülük ödülünü kazanmış.
5 bin lira sermayeyle kurdu
Girişimci mezunlar, inovasyonu girişimcilikle buluşturup kendi alanlarında iddialı projelerle yollarına devam etmeyi seçmişler. Onur Kayapınar, henüz öğrenci iken 5 bin TL sermayeyle kurduğu şirketi Turevmak Makine ve Isı Geri Kazanım Sistemleri’ni 2012 itibariyle hızla büyüterek 30′a yakın kişiye istihdam sağlayan bir şirket haline getirmiş. Bugüne dek ağırlıklı olarak yurtdışına olmak üzere 22 proje gerçekleştirmiş. Dünyada tükenen enerji kaynakları yüzünden bu alanda çok büyük bir ihtiyaç doğduğunu ve enerji alanında iş fikrini doğru bir zamanlama ile hayata geçirdiğini düşünen Kayapınar, şirketiyle gerçekleştirdiği enerji geri dönüşümüne projeleri sayesinde 2011′de “Global Üniversiteli Girişimci Yarışması Sosyal Etki’ ödülünü almış. 2012′de ise Genç Liderler ve Girişimciler Derneği (JCI) Türkiye tarafından, Para Dergisi işbirliği ve Türk Telekom desteğiyle üçüncüsü gerçekleştirilen Creative Young Entrepreneur Award (CYEA) “Yaratıcı Genç Girişimci Ödülü”nde ikinci olmuş. Son üç yılda çimento ve seramik fabrikalarına uyguladıkları projelerle yıllık 20 milyon metreküp doğalgaz tasarrufu sağladıkları ve karbondioksit salınımını azalttıklarını belirten genç girişimci, 18-23 Kasım 2012′de Tayvan’da düzenlenecek JCI Dünya Kongresi’nde de ödül almak için yarışacak. Girişimcilikte amacın sadece para kazanmak olmadığını düşünen Kayapınar, başarıyı ‘doğru rüzgâra doğru yelken açmak’ olarak tanımlıyor ve kendisi gibi genç ve girişimci ruhu olan herkese şu mesajı veriyor: “Emeğiyle iş yapan herkes bence girişimcidir. Bu limon satan biri de olabilir. Girişimcilik toprağa tohum ekmek gibidir, onu sulamanız, büyütmeniz gerekir.” İnovasyon
Geleceği görmek ve anlamak için şart
Işık Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü tarafından geliştirilen ” İnovasyon: Yaratıcılıktan Girişimciliğe ” başlıklı projenin parçası olan ‘Işıklı Fikirler’ yarışmasında üçüncü olan Alp Türeci ise aynı zamanda Inovasyon ve Girişimcilik Kulübü kurucu başkanlığını üstleniyor. Türeci, inovasyonun günümüzde gerek şirketler gerekse bireyler için geleceği görebilmek ve anlamak adına son derece önemli ve gerekli olduğuna inanıyor. Üniversitede aldığı yaratıcı düşünme, teknoloji yönetimi, inovasyon ve girişimcilik eğitimleri sayesinde iş hayatında da daha iyi motivasyona sahip olacağını Türeci, Işık üniversitesi ve liselerinden başarılı girişimcilik hikâyelerini, düzenledikleri seminer ve etkinliklerle öğrencilerle buluşturduklarını ve bu konuda heyecanı artırmayı amaçladıklarını belirtiyor.
Tatlı rekabet’le iş dünyasına atılacak
Işıklı Fikirler Yarışması’nda Tatlı Rekabet projesi ile üçüncü olan Alp, bu projeyle arkadaşların kendi aralarındaki etkileşimlerini internet üzerinden daha eğlenceli kılmaya ve kısmen kayıtlı tutmaya yarayan bir web tabanlı oyun oluşturmayı öneriyor. Oyuna Facebook veya Twitter hesabı ile giriş yapılıyor ve kendi web sitesi üzerinden oynanıyor. Ödüllendirme sisteminin olduğu oyun eğlenceli bir içeriğe sahip. Alp Türeci, bu projeyi daha da geliştirerek iş hayatına adım atmayı planlıyor

 

Makara bayiliği ve şartları

makara bayiligi ve sartlari 240x250 Makara bayiliği ve şartları

Makara bir Macar pastane ürünü olup aynı zamanda “Kurtos Kalacs”, “Chimney Cake”, veya “Macar Düğün Keki” olarak da bilinir. Türkiye’ye MAKARA ismi ile lanse edilen ürün “Kuzey Güney” dizisi ile birlikte bilinirliğini arttırmıştır.

Makara bayilikleri nerelerde?

Makara, bayilikler kanalı ile tüm Türkiye’ye yayılmaya başladı. İstanbul Capacity AVM, Hatay, Bolu ve İstanbul Viaport AVM bayiliklerinden sonra çok yakında İstanbul Cevahir AVM bayiliği açılıp; bunları Türkiye’nin pek çok yerinde açılacak bayilikler takip edecek.

Makara bayisi olmanın avantajları nelerdir?

  • Yüksek gelir
  • Düşük yatırım maliyeti
  • Hızlı yatırım geri dönüşü
  • TV’de görünüm ve bilinirlik
  • Hijyenik,taze ve kolay servis
  • Yüksek kar

Tel: 0 538 010 2223
Web: www.makara.co

Tazeliği ve sıcaklığı koruyan ambalaj

 Tazeliği ve sıcaklığı koruyan ambalaj

Pide ve ekmek sevkiyatında sıcaklığı ve tazeliği koruyan ambalaj geliştiren Olmuksa. Ramazan’la birlikte öncelikle pide sevkiyatına uygun olan versiyonu satışa sunulan Olmuksa Taze Kutu’nun Ramazan sonrası ekmek sevkiyatı için üretilen çeşidi de üreticilerin beğenisine sunulacak. Olmuksa Taze Kutu, Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği’nin öngördüğü tüm önlemleri, tek bir kutuda topladı. Her bir kutu, 1 ay boyunca yeniden kullanılıyor, ömrü dolan kutular ise sürdürülebilir yapısıyla geri dönüşüme gidiyor.

Türkiye’de 22 bin, sadece İstanbul’da 3 bin 500 civarında faal fırın bulunuyor. Bu fırınlar her gün 82 milyon adet ekmek üretiyor, ekmeğin yaklaşık yüzde 60′ı bakkal ve marketler aracılığıyla son tüketiciye ulaşıyor. Toplamda 77 milyon ekmek tüketilirken, her gün 5 milyon adet ekmek ürünü ise israf ediliyor.

Şirket, hijyenik bir şekilde taşıma gibi özellikleriyle bu israfın azalmasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Olmuksa Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, Türkiye’de ilk kez böyle yenilikçi bir ürünün pazara sunduklarını kaydetti. Olmuksa İş Geliştirme Ürün Yöneticisi Hande Kocaman ise ürün faydalarını anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Olmuksa Taze Kutu’yu sunmadan önce 8 ay boyunca, ürün, kalite, sevkiyat, dağıtım, depolama alanlarından oluşan ciddi bir test sürecinden geçirdik. Ayrıca, 250 fırından oluşan örneklemimiz üzerinde gerçekleştirdiğimiz pazar araştırması ve bunlar arasından 8 fırınla gerçekleştirdiğimiz saha testlerine göre yüzde 40 daha fazla stoklama alanı sağlıyor.

Kurutulmuş domatese talep gittikçe artıyor

kurutulmus domatese talep gittikce artiyor 240x219 Kurutulmuş domatese talep gittikçe artıyor

Şanlıurfa mutfağının vazgeçilmezleri arasında bulunan kurutulmuş domatese, yurt içi ve yurt dışından taleplerin artması çiftçilerin yüzünü güldürüyor. Şanlıurfa’da yöre insanının vazgeçilmez damak tatları arasında yer alan domates, kadınlar tarafından kurutulup Türkiye’nin farklı illerine gönderiliyor. Konya’dan sonra Türkiye’nin en büyük tahıl ambarı konumundaki Şanlıurfa’da, GAP’ın sulama alanında bazı bölümlerinin devreye girmesiyle tarımsal üretim çeşitlendi. Bölgede hububatın yanı sıra pamuk, mısır ve sebzeye de yönelen üreticiler arazilerinin bir bölümünü de domates üretimine ayırdı.

 

Son yıllarda domates üretiminin arttığı kentte özellikle kadınlar ve genç kızlar, tarladan topladıkları domatesleri kesip tuzladıktan sonra yere serilen brandaların üzerinde kurutuyor. Daha çok ev halkı ve il dışındaki yakınları için yaz aylarında genellikle evlerin damında kurutulan domatesler başta İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlere de gönderiliyor.

 

Üreticiler memnun

 

Bozova ilçesi yakınlarında domates üretimi yapan ziraat mühendisi Nafi Sevinç, kurutulmuş domatesin “Urfa biberi” ve “Urfa fıstığı” gibi ülke genelinde tanınmaya başlandığını belirterek, bölge çiftçisini domates üretmeye teşvik ettiklerini ifade etti.

 

Domates üretiminin iyi sonuç verdiğini, kurutulan domateslerin Türkiye’nin farklı bölgelerinden aileler tarafından talep edildiğini aktaran Sevinç, şunları kaydetti: “Gerek salçalık için gerekse kurutmalık için ürettiğimiz domatesler çok lezzetli. O nedenle büyük rağbet görüyor. Bölgede tarım genelde pamuk, mısır ve buğday ağırlıklıdır. Ancak domates üretimi diğerlerinden daha karlı, bu nedenle özellikle kadınlar ve genç kızlar bu işe yöneldi.” Bozova ilçesinin Yaslıca beldesinde çiftçilik yapan Aziz Akcan ise bu yıl iki kardeşiyle 150 dönüm alana domates ektiklerini belirterek, hasadın ardından elde edilen ürünü kurutup satıklarını belirtti.

 

Sabriye Akcan ise sıcaklığın yaklaşık 40 derece olmasına rağmen domates toplayıp kuruttuğunu belirterek, amacının aile bütçesine katkıda bulunmak olduğunu kaydetti

 

Tahta oyuncakları hayata geçirme projesi

tahta oyuncaklari hayata gecirme projesi 240x250 Tahta oyuncakları hayata geçirme projesi

Yıllar önce oyuncakların tamamı tahtadan yapılırdı. Çocuklar açısından sağlıklı olan bu oyuncaklar, daha sonra hastalık tehlikesi saçan kimyevî maddelerle dolu plastik oyuncaklara yenik düştü.

 

Dükkânların raflarında şimdilerde hiç rastlanmayan tahta oyuncakları yeniden piyasaya sürmek ve yaşatmak için Çanakkale’de önemli bir proje hayata geçirildi. Çanakkale Belediyesi tarafından kurulan Çabam Tahta At Çocuk Oyuncak Atölyesi’nde çalışn ev kadınları ve engelli vatandaşlar tahta oyuncaklar üretiyor.

 

Türkiye’de benzeri olmayan atölyeye, geçen mart ayında ilk olarak 16 kadın kursiyer alındı. Geçen süre zarfında cihazları kullanmayı öğrenen kursiyerler, Truva atı, yapboz şeklinde saat, tekerlekli tavşan, kalemlik tavşan, tren, araba gibi oyuncaklar yapmaya başladı. Tamamı kayın, kontrplak ve Rus çamından yapılan oyuncakların en büyük özelliği sağlıklı olması. Boyanmalarında da su bazlı boya kullanılıyor. Çocukların oyuncağın boyalı kısmını ağzına sürmesi, herhangi bir tehlike oluşturmuyor. Kursta eğitim  veren ağaç işleri teknoloji mühendisi Rafi Mandacı, ev hanımları ve engelli vatandaşların, sağlıklı oyuncaklar üreterek iş sahibi olacağını söylüyor. Mandacı, kimyasal madde kullanılmadığı için tahta oyuncaklara büyük talep olduğunu dile getiriyor.

 

Kursiyerlerin çoğunun amacı, tahta oyuncak yaparak iş sahibi olmak. Gamze Kambur da kendi işini kurmak için kursa başvuranlardan biri. Kambur, “Tahta oyuncak yapan yer yok. Sağlıklı olduğu için de ilgi fazla. Bu yüzden kursa başvurdum, oyuncak yapma eğitimi aldım. Bundan sonra altı ay hem girişimcilik eğitimi alacağım hem de kendi dükkânımı açarak, yaptığım oyuncakları satacağım.” diyor. Leyla Eskiyusufoğlu’nun kursa gelme sebebi ise biraz farklı. Yeğenine tahta oyuncak arayıp bulamayan Eskiyusufoğlu, bu sırada kurs ilanını görünce başvurduğunu anlatıyor: “Yeğenime oyuncak yapmak için kursa geldim. Artık girişimci olup Türkiye pazarına tahta oyuncak sürmek istiyorum. İnsanlar da duyarlı bu konuda, talep fazla. Bu boşluğu değerlendirmek gerekiyor.

 

Organik hindi eti üreticiliği yapın

organik hindi eti ureticiligi yapin 240x250 Organik hindi eti üreticiliği yapın

Tüm dünyada organik hindi etine doğru da ciddi bir kayış var. Hindi eti sağlığına düşkün ‘fit’ nitelikleri önemseyen bilinçli tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Kolesterol yüksekliği sorunu yaşayanların en fazla tükettikleri protein kaynaklarından biri de yine hindi eti. Ekolojik koşullarda yetiştirilen organik hindi etinin en önemli özelliği neredeyse yağsız olması. Hem organik hem de besleyici bu etin özellikle A-B sosyoekonomik tüketici grubunda ilgi uyandıracağı kesin gibi.

 

Organik hindi etinin dikkat çekici özelliği kırmızı et kadar B12 vitamini içermesi. Ayrıca insan organizmasına dinginlik sağlayan bazı aminoasitler hindi etinde daha fazla. Örneğin ‘triptofan’ gibi kimi maddeler bu konuda ayrıştırıcı bir örnek.

 

Belli ırktan hindiler açık alanda sertifikalı doğal yemlerle beslendiğinde daha lezzetli oluyor, et kalitesi yükseliyor. Organik deyince yalnız ‘ekolojik hindi eti‘ değil; organik nitelikte ‘hindi salamı’, ‘hindi sosisi’, ‘hindi sucuğu’, ‘hindi fümesi’ gibi onlarca ‘hindi ürünü’ akla geliyor. Kırmızı hindi etinden çekilen kıymaları ise gerek görüntü gerekse lezzet yönünden organik dana kıymasından ayırmak çok zor. Organik hindi etinin yakında fiyatıyla da kırmızı ete iyi bir alternatif olması bekleniyor. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyen girişimciler için ticari örnekler var. Çoğu ABD orijinli bu başarı öykülerini girişimci adayları elektronik ortamda diestelturkey.com sitesinden inceleyebilirler.

 

Bu vesileyle Türkiye’de organik sertifikası veren uluslararası sertifikasyon kuruluşları hakkında da biraz bilgi vermek isteriz: Bizim tespitlerimize göre Türkiye’de Tarım Bakanlığı tarafından kontrol yetkisi verilmiş 21 kontrol kuruluşu bulunuyor. Bunlar ekolojik tarım koşullarına uygun tüm üretimleri denetliyor, ortam kalitesiyle birlikte nihai ürün için organik sertifikası veriyor.

 

Gelişmiş teknolojiyle faaliyet gösteren bu firmalar aynı zamanda organik yetiştiricilikle ilgili zengin bilgi birikimine de sahipler. İşin incelikleri, hedef ürünle ilgili standartlar konusunda müracaatçıları bilgilendirip eğitiyorlar. Bu firmalara elektronik ortamda ulaşmak mümkün.

 

Ancak daha önce 2004 yılında Tarım Bakanlığı tarafından yayınlanmış 5262 sayılı ‘Organik Tarım Yasası‘ ile 2005 yılında 25841 sayılı Resmi Gazete’de çıkan ‘Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’ başlıklı duyuruların incelenmesinde yarar var. Yönetmelik bitkisel, hayvansal ve su ürünleriyle ilgili ‘ girdilerin organik tarım koşullarına uygun olarak üretilmesi, hasadı, toplanması ve işlenmesini anlatıyor. Ayrıca ambalajlama, depolama ve pazarlama bilgileri de var.